Üst Çete, Topçu Kışlası’nı neden yaptıracak?

[responsivevoice_button voice=”Turkish Female” buttontext=”Dinle”]

Yazımın başlığını görenler, şöyle diyecekler: „Takmış(sın) kafayı ‘Üst Çete’ye! Öyle bir şey yok! Olanlar, Erdoğan’ın inisiyatifiyle oluyor! O, dinci ve intikamcı biri. Haraket Ordusu içinde yer alan Atatürk’ten olduğu gibi, Gezi dirinişçilerinden de intikam alma hırsı içindedir. Dolaysıyla, >Kışla Gezi Parkı’na ya dikilecek, ya da dikilecek!< diye bas bas bağırması, onun özel psikolojisiyle ilgili bir konudur. Yok efendim >Üst Çete Türkiye’de tavşana kaç, tazıya tut diyerek böl ve yönet taktiği uyguluyor<muş da; >Erdoğan, biraz kendisine yapılan şantajlar nedeniyle, biraz da dialektik düşünebilme yetisi olmamasından, Üst Çete’nin, kendisiyle (danışmanlarını kullanarak) oynadığı oyunu ayabilecek durumda değil<miş de; Üst Çete onu, sonraki düşüşünü muhteşem kılmak için şu anda yükseltmeye devam ettiriyor<muş da… Hepsi fasa fiso! Kaşımızda, ne yaptığını, ne söylediğini bilmeyen, dinci, diktatör eğilimli biri var. Hepsi onun başının altından çıkıyor!..“

*

Bu konuda, Üst Çete açıklaması dışındaki hiçbir tezin işe yaramayacağını ortaya serebilmek için, Ahmet Hakan’ın dünkü (20.06.2016) ‘çaresiz’ yazısından ‘yardım almak’ durumundayım. Hakan hakkında „Sağcı… dinci…“ gibi eleştiriler yapılabilir; ancak, inkar edilemez ki, o, belli bir entellektüel potansiyele sahip biridir. Üstelik, sosyalist düşünceye özel ilgisi de dahil, „yedi cins suda yunmuş“tur. (Bu deyimi, Almancadaki, „her çeşit suda yıkanmış olmak!“/ „mit allen Wassern gewaschen sein“ deyimine atıfla, şu anda ben uydurdum!). Ondan alıntı yapıyorum:

„Eğer, ‘Diploma meselesini unutturmaya çalışıyor’ diyorsanız.

Size şunları söylerim:

– Yapmayın, bunu yapmayın.

– Siz Tayyip Erdoğan’ın diplomayla ilgili iddiaları zerre kadar umursadığını falan mı sanıyorsunuz?

– Çok safsınız çok.

*

Eğer ‘İçsavaş çıkarmak istiyor‘ diyorsanız.

Size şunları söylerim:

– Yöneten o, egemen o, sözünü geçiren o…

– Hal böyle iken… Neden içsavaş çıkarsın ki?

– Var mı bunun en ufak bir rasyonalitesi?

*

O zaman sen söyle, neden böyle yapıyor?’ dediğinizi işitir gibiyim.

Bu konuda sadece tek bir kelime söyleyebilecek durumdayım:

BİLMİYORUM.

Vallahi de billahi de…

BİLMİYORUM.“

*

Ahmet Hakan, Sokrates gibi, bilmediğini itiraf ederek işin içinden çıkıyor. Ben, yıllarca yaladığım sosyoloji, siyaset bilimi, psikoloji, felsefe… mürekketlerinin (yüzü) suyu hürmetine, aptal yerine koyulmaktan ettiğim nefret adına… en azından bir tahminde bulunmak durumundayım. Tahminim, Erdoğan’ı böyle konuşturanın, etrafındaki danışmanlar aracılığıyla dile gelen Üst Çete olduğu yönündedir.

„Üst Çete dediğin örgüt, Topçu Kışlası’nı yaptırmayı neden bu kadar iştiyor olsun ki?“ diye soracaksınız.

Ben de size şunları soracağım:
„Kaçak Saray“ı kim ve neden yaptırdı?

Hrant Dink’i kim ve neden öldürdü?

Erdoğan’a, Atatürk ve İnönü hakkında sarfettiği „İki ayyaş!“ lafını kim ve neden fısıldadı?

Gezi Parkı Direnişi boyunca, katılımcılara, Erdoğan’la ilgili, ağıza alınmayacak küfürleri kim, neden söyletti; hakaretleri kim, neden yaptırdı?

Erdoğan’a, Gezi Direnişi sürecinde, katılımcılara o ağır hakaretleri („Çapulcular…“, vb… vb…) kim yaptırdı, onlarla ilgili yalanları („Camide içki içtiler“; „Başörtülü bacımı darp ettiler, üstüne işediler!“ vb… vb…) kim, neden söyletti?

….

….

*

„BİLMİYORUM!“

Bilmiyorsan, öğren!

Olguları, süreçleri KİŞİLERE indirgeyerek açıklamayı BİLİYORSUN ya!

„Tayyip Erdoğan şunu dedi, Tayyip Erdoğan bunu dedi!..“

*

Şeyh uçmaz, Üst Çete uçurur!

Tayyip Erdoğan’ı ABD iktidara getirdi mi? Getirdi! (Bunu, sadece Abdurrahman Dilipak değil, sağır sultan da biliyor artık!).

Peki, ABD, getirdiğini götürmesini de bilir mi? Bilir!

Ancak!

Ancak, Üst Çete’nin ve ABD’nin Türkiye’yle ilgili planları, Tayyip Erdoğan’ın çok ötesine geçiyor: Tayyip Erdoğan aracılığıyla ve bahanesiyle (Erdoğan’a, „Bağır, hakaret et… ‘kaç!’“; karşıtlarına, „Diren, karşı gel… ‘tut!’“; veya, tam tersi denerek!) Türkiye Yugoslavya’laştırılmak isteniyor.

Bu yüzden onun iktidarda tutulması ve zulmünün artırılması gerekiyor: Konuşmalarıyla, bağırmalarıyla, hakaretleriyle, „Kaçak Saray“ıyla, Topçu Kışlası’yla…

*

Hala, „BİLMİYORUM!“ demeyi erdem sayıyorsun, Ahmet Hakan!

Öyleyse araştır bakalım, „Kaçak Saray“ kim tarafından, neden yaptırıldı?

Topçu Kışlası, kim tarafından neden yaptırılacak?

Aynı „Çete“ tarafından olmasın!

KÖR NOKTA KÖŞESİ

1. Üst Çete’nin yayın organlarından biri olan Star, Toplu Kışlası’yla ilgili kışkırtmalara hemen başladı… Düğme’sine basıldı çünkü!..

2. ABD’nin eski başkan yardımcısı Dick Cheney’nin ulusal güvenlik danışmanlığını yapış olan John Hannah, Cumhurbaşkanı Erdoğan için “tehlikeli şahıs” ifadesini kullanmış. Biz de bu sözlere inandık! Oysa biliriz ki, Ceymis Bond gibi, Amerika da tehlikeyi „sever“!

3. Adamı devletin resmi kanalına çıkarıp, „Namaz kılmayan hayvandır!“ dedirtiyorlar. (Bir de profesör edilmiş!). Bir başkası da, buna karşı, çıkıp, „İçki içmeyen hayvandır!“ diyor. Adamı çıkarıp, „Topçu kışlası ya dikilecek, ya dikilecek!“ dedirtiyorlar. Bir başkası da çıkıp, „Dik de görelim!“ diyor…

Marx’ın, „Din, halkın afyonudur!“ sözünü geliştiriyorum:

Türkiye’deki ‘siyasi’ (!) tartışma arenası, halkın afyonudur!

Mehmet Şekeroğlu

Hannover / Almanya