Lozan 2023’te mi Sona Eriyor!

Lozan Anlaşması’nın her yıl dönümünde “çok gizli” yazan 21 maddelik ek protokolün olduğu teranesi ısıtılır. Bu ek protokolde “Lozan bağımsızlık belgesi değil, esarettir” iddiasına kanıt olacak şu maddelerin yer aldığı iddia edilir:

Madde 2: “Türkiye, Boğazlar üzerindeki hâkimiyetinden 24 Nisan 2023’ü 25 Nisan 2023’e bağlayan gece yarısı tamamen vazgeçecek ve bölge, anlaşmada imzası bulunan diğer devletlerin hâkimiyeti altına girecektir.”

Madde 7: “Türkiye 24 Nisan 2023 tarihi itibariyle bütün yeraltı servetlerini ve doğal kaynaklarını kullanma hakkından feragat edecek, bu hak anlaşmada imza sahibi olan diğer memleketlerin olacaktır. İşbu maddeye ormanlar, madenler ve bütün enerji kaynakları da istisnasız dahildir.”

Madde 9: “Türkiye, Fener Patrikhanesi’nin ekümenik olduğunu kabul edecektir. Patrikhane 24 Nisan 2023’ten itibaren milletlerarası hükmî şahsiyete sahip olacak, Ayasofya Patrikhane’ye devrolunacak.”

Madde 17: “Uygulama imkânı kalmayan Sevr Anlaşması’nın bazı maddeleri de yine 24 Nisan 2023’ten başlamak üzere hayata geçirilecek, öncelik Ermenistan, Lâzistan ve Kürdistan projelerine verilecektir.”

Madde 21: “İşbu anlaşma 24 Temmuz 1923 günü Lozan Palas Oteli’nin kömürlüğünde Türkiye Hariciye Vekili İsmet ile İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace George Montagu Rumbold tarafından gizli olarak imzalanmıştır.”

Şimdi soralım:

1) Biz gerçeği 100 yıl sonra (2023) açıklanacağı iddia edilen anlaşmalarda, İllimünati’lerde mi olgularda (Kurtuluş Savaşı gerçeği) mı arayacağız?

2) Emperyalistler çok mu dürüstler ki kendi yararlarına olan bir anlaşmayı 100 yıl sonra açıklayacak?

3) Bunu iddia edenlerin iddialarını ispat etmeden konuşmaları “iftira” anlamına gelmez mi?

4) Asi olup emperyalizm ve padişaha isyan eden, haklarında idam fermanı verilenlerin bağımsızlık için değil de boğazları, yer altı kaynaklarını peşkeş çekmek mücadele ettikleri mantığa uygun mu?

5) Bunu imzalayanlar sonunda başarı olacağı da garanti olmayan bir davada kendilerini inkar eden bir anlaşmanın uygulamasının 100 yıl sonrasına bırakılmasına razı olur mu?

6) Diyelim ki “gerçek yüzlerini gizlesinler.” Peki başarıya ulaştıktan sonra anlaşmanın hemen uygulamasını istememeleri akli midir?

7) Emperyalistleri ve padişah kuvvetlerini ezecek kadar güçlü olanların bu planlarını hemen uygulamaları için engel var mıdır?

8) Patrikhane üzerinden “Hrıstiyanlığın ihyası ve İslam karşıtlığı” iddiası, vatanı düşman belledikleri Hrıstiyan işgalcilerden temizleyerek bize dinin daha baskı altında yaşanacağı (belki de yaşanamayacağı) ortama mı neden olur?

Kurutuluş Savaşı’nı az biraz bilen aklı başında herkes bu sorulara “hayır” yanıtını verir.

O zaman şu gerçeği aklımızdan çıkarmayalım:

Lozan Anlaşması, bu milletin etle tırnakla özgür bir vatan yaratmasının adıdır ve biz birliğimizi koruduğumuz sürece böyle kalmaya devam edecektir.

Mustafa SOLAK

ADD BDK üyesi