Bu Hayatta Herkes Kendi Seçiminin Sonucunu Yaşıyor

Yukarıda gördüğünüz fotoğraf iç savaşın harabeye çevirdiği Halep’te, 70 yaşındaki Muhammed Anis’e ait. Evinin yıkıntıları arasında gramofon dinliyor. Aslında fotoğrafa baktıkça daha neler söylenebilir neler?
Dostlar aslında bahsettiğim nokta tam da bu fotoğraf anlatıyor. Muhammed Anis, gülümsemiyor; ama harebeye dönmüş, yıkıntılar içerisinde ruhunu besliyor. Kendisi bir seçim yapıyor hayata karşı. Ve bu seçiminin sonucunu yaşıyor. İşte bu yüzden yazımın başlığını “Bu Hayatta Herkes Kendi Seçimini Sonucunu Yaşıyor”.
Peki bu mermer blogunun içinden kendine bir yol bulmaya çalışan çam ağacının seçimi ile, yıkıntılar arasında “yeniden yaşamı” seçen Muhammed Anis’den bir farkı var mı sizce?
Gülümsemeyi yeniden öğrenmemiz gerekiyor!

İnsanın derdi ne kadar büyük olursa gülüşü o kadar sıcak olurmuş.
O dert, güzelleştirirmiş onun yüreğini. Öyle derler bizim buralarda. O derdin büyüklüğü neye göre ölçülür, biçilir ? Ben bilmem. Fakat birinin gülüşünün sıcaklığını hissettim mi anlıyorum ki derdi çok.
Güzelleşmiş derdiyle…
 

“Bozkır’ın Tezenesi”, halk ozanı rahmetli Neşet Ertaş, “gülümsemeyi” ne güzel tanımlamış. Ne güzel ifade etmiş. 
Toplum olarak öyle bir duruma geldik ki; ufacık bir tebessümü birbirimize çok görmeye başladık.
Selamlaşmayı unuttuk. Yolda, sokakta yürürken karşılaştığım insanların birçoğunun suratı asık. Başı yerde. Gözlerine gönüllerinde ki sıkıntı, umutsuzluk, hedefsizlik, amaçsızlık yansımış. Büyük çoğunluk patlamaya hazır bomba. Tahammülsüzlük almış başını gitmiş. Hem kamuda hem özel sektörde çalışan insanların çoğu mutsuz.
Son bir yılda 37 milyon kutu antidepresan ilaç tüketildi. Son 9 yılda antidepresan kullanımı yüzde 160 oranında artmış. Akıl alır gibi değil.
Şu aralar çok fazla duyduğum, okuduğum sorulardan bir tanesini de buradan ben dillendireyim: “Ne ara bu hale geldik?” ve “Nereye doğru gidiyoruz?” Bu soruların cevaplarını düşünmemiz hatta bir hayli kafa yormamız gerekiyor.
Gülümsemek ne kadar güzeldir. Vereni de alanı da memnun eder. Bir kere bedavadır. Aynı zamanda bulaşıcıdır. Kişinin kendisine de, karşısında gülümsediği kişiye de enerji verir. Tebessüm kana en hızlı karışan ilaçtır. İnsan, yapısı itibariyle hücrelerden oluşur. Hücrelerin besin kaynağı da oksijendir. İnsan gülümsedikçe beyine giden oksijen miktarı artar, hücrelerimiz beslenir.
Gülümsemenin faydalarından bahsetmeye devam edelim mi? Devam edelim tabi ki Gülümsedikçe, mutlu oluruz. Mutlu olduğumuz sürece seratonin dediğimiz mutluluk hormonu salgılar vücudumuz. Kanser hücrelerinin, düşmanıdır; seratonin. Bakın, yüksek sesle kahkaha atmaktan bahsetmiyor. Sadece ufacık bir tebessümden bahsediyorum. Bu satırları okurken şöyle dediğinizi duyar gibiyim: “İyi hoşta borcumuz var, çocukların okul masrafları var, paramız yok. İşim yok. Hoca sende çıkmışsın “Gülümseyin, tebessümü eksik etmeyin diyorsun!!!” belki de haklı bir soru.

Şimdi size yakın bir zamanda muhatap olduğum bir soruyla, cevap vereyim.“İletişim Hayattır” isminde bir televizyon programı yapıyoruz. Bir gün yine programı çekerken reklam arasında kameraman arkadaşım Ramazan;

-”Hocam sana bir şey sorabilir miyim?” dedi.

– Bende “Tabi ki Ramazan” dedim.

– “Hocam sizin hiç mi sıkıntınız yok? Hep mi böyle enerjiksiniz?” diyerek sorusunu yöneltti. 

Kendisine verdiğim cevabı sizinle de paylaşmak istiyorum.
“Ramazan, ben insanım. Benim de dertlerim var, sorunlarım var, borcum var, sorumluluğumda olan bir ailem ve bir oğlum var. Fakat ben her sabah uyandığımda yeni günü yaşama şansı verildiği için şükrediyorum. Karşılaştığım ilk kişiye ve sonrasında karşılaştıklarımla selamlaşıyorum, gülümsüyorum, enerjik konuşuyorum. Benim bu olumlu halim karşı tarafı da olumlu olarak etkiliyor. Ben de bir seçim yapıyorum: “Gülümsemeyi seçiyorum” Bu durum benim bir tarafta çözülmeyi bekleyen sorunlarıma yaklaşım tarzımı olumlu anlamda etkiliyor. O sorunlarla başa çıkabilme gücünü kendimde buluyorum.”
Bakın, gülümserken yüzümüzde 17 kasımız çalışırken, somurttuğumuz zaman 43 kas çalışıyor. Aslında somurtarak, surat asarak zoru başarıyoruz. Seçim sizin?
Ha birde artık kendimi çaresiz hissettiğim anlarda gözümün önüne yıkıntılar arasında yaşamı seçen güzel yürekli insanı ve koca mermer blogunun içinde büyümek için kendine yol açmaya çalışan çam ağacını getiriyorum.

Yüzünüzde ki gülümseme eksik olmasın. İnsanları da o gülümsemenizden mahrum etmeyin

MotivasyonYaşam